Blog

kekemelik

Kekemelikte Duyarsızlaştırmanın Önemi

Toplumda oldukça yaygın olarak görülen(yaklaşık tüm toplumda %1) kekemelik problemi en basit tanımıyla kişinin konuşmasında takılmaların ön planda olduğu bir akıcılık problemi. Kekeme olan kişilerle çalışan konuşma terapistlerinin kullanmakta olduğu ve etkisi kişiden kişiye ve uygulanış şekline göre değişebilmekle birlikte etkili olan pek çok yöntem var.  Bu yöntemlerin en sık olarak kullanılanları; Akıcılığı Biçimlendirme Yöntemi(Fluency Shaping), Kekemeliği Modifiye Etme Yöntemi(Stuttering Modification), çocuklarda kullanılan Lidcombe yöntemi ve hem çocuk hem de yetişkinlerde kullanılan Bilişsel Davranışçı Terapi Yöntemi (CBT) olarak sıralanabilir.

Terapi esnasında konuşma terapisti kendi uzmanlığına ve/veya kişinin ihtiyaçlarına göre bu yöntemlerden birini yahut bu yöntemlerin bir sentezini müdahale araçları olarak tercih edebilmektedir. Bunları akılda tutarak kekemelik üzerine çalışan terapistlerin çok iyi bilmekte olduğu ancak kekemeliği olup yardım almak isteyen kişilerin zaman zaman farkında olmadığı bir durumu hatırlatmakta fayda var ki bu, hem Duyarsızlaştırma tekniklerinin hem de kekemeliğe Bilişsel Davranışçı Yaklaşımın bence esasını oluşturmaktadır. Takılmaları olan bireylerin günlük yaşantısını en çok zorlaştıran unsurların başında aslında takılmaların kendisi değil kişinin bu takılmalarla ilişkilendirdiği negatif duygu ve düşünceler yatmaktadır. Zamanla oluşan ve çoğunlukla çevreden gelen negatif geri bildirimlerin iskeletini oluşturduğu bu şemalar ve olumsuz duygular, kişide daha sonraki konuşma durumlarına karşı olumsuz tepkileri meydana getirirler. Bunların içerisinde gözlenemeyen ancak kişinin hissettiği korku, kaygı, utanç duyguları yer alabildiği gibi dışarıdan görülebilen terleme, sesin titremesi, göz seğirmesi, kaş oynatma, boyun hareketleri ve çeşitli el ve ayak hareketleri gibi davranışlar da yer alabilir. Bizim ikincil davranışlar ya da kaçınma davranışları olarak tanımladığımız bu davranışlar basitçe vücudun istemediği bir durumla karşı karşıya kaldığında verdiği kurtulma tepkileridir. Kişinin içsel olarak tecrübe ettiği negatif duygusal yük ne kadar ağırsa bu dışsal tepkiler de o kadar şiddetli ve çeşitli olabilir.

Bilişsel-Davranışçı Terapi Yönteminin odağında yer alan duyarsızlaştırma kavramı bu ikincil davranışları elimine ederek kişinin gerçek kekemeliğini yani pür takılmaları ortaya çıkarmayı ve kişiyi kendi konuşmasına karı duyarsızlaştırmayı amaçlar. Kişi kendi konuşmasıyla daha barışık bir hale gelmeye başladıkça ve hissettiği duyguların ve taşıdığı bilişsel şemaların hepsinin olmasa da büyük kısmının mantıklı olmayan varsayımlara dayandığını gördükçe takılmaları da kendiliğinden azalmaktadır. Bu yöntem ardından gelen başka kekemelik terapi yöntemleriyle bir arada kullanılabilir. Örneğin kişi belli oranda duyarsızlık kazandıktan sonra biçimlendirme yöntemiyle kalan daha az sayıda takılmalar daha akıcı bir formata getirilebilir ancak temel, kişinin kendi kekemeliğinden kaçmayarak onu kabullenmesi ve onunla mücadele etmesidir. Yalnızca kişinin akıcılığına odaklanıp konuşmanın altında yatan bilişsel ve duygusal altyapıyı görmeyi reddeden terapi yaklaşımları kaçınma davranışlarının fazlaca görüldüğü vakalarda yetersiz kalabilmektedir.

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti
Çağdaş Karsan

© 2015 - Bu sitenin tüm hakları saklıdır